Reklamlar

Gönderen Konu: HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE  (Okunma sayısı 320 defa)

sadece güler

  • Ziyaretçi
HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE
« : 30 Mayıs 2010, 19:53:28 »
Sponsorlu Bağlantı
Sponsorlu Bağlantı


 

Ya Muhammed,
Dünya’nın en devrimci ve başarılı devlet adamı olmanıza ilişkin üstünlüğünüz ve görkemli kişili­ğiniz, her türlü övgünün üzerindedir. Çünkü Siz, İslam diniyle, çağın en ileri ve insancıl kavramlarını insanlara tebliğ ederek, Arap yarımadasında bedevi ka­vimden bir imparatorluğu ortaya çıkardınız. İnsanlar ara­sında, dil, inanç, renk bakımından hiçbir farkın olmadığı, eşitlikler dünyasını var etmeye çalıştınız. Kutsal kitab’ın Necm Suresi’nin 39.ayetinde insanlara tebliğ ettiğiniz :”İnsan için say’ından başkası kendisinin değildir” hükmü, ne yazık ki, geçerli kural olamamıştır. Hıristiyan dünyasının en ünlü felsefe ve iktisat bilgini Karl Marx’tan 1220 yıl önce insanlara tebliğ ettiğiniz bu ilke, ülkemizde de “emek en üstün değerdir” sözüyle, sadece zihinlerde asılı kaldı. Siz bugün yeniden  dünyaya gelseniz tebliğ ettiği­niz İslam dinini tanıyamazsınız, ama­cından sap­tırılarak, parasal, siyasal ve hatta yönetsel çıkar aracına dönüştürülmesinin acısını duyarsı­nız.

Kutsal kitabın Maide Suresinin 14.ayetinde Hıristiyanlar ve 64.ayetinde de Yahudiler arasına, Tanrı’nın düşman­lık ve kin sok­tuğunu tebliğ ettiniz. Oysa, kin ve düşmanlık şimdi,  İslam dininin bireyleri ve ulus­ları arasına girmiştir; bir birine düşman olmayan komşu iki Islam ülkesine rastlamak artık olanak dışıdır. Sizin ya­şamı terk ettiğiniz günden hemen sonra Ehli Beyt’den da­madınız  Ali katledildi. Kendi halinde, iyi yürekli yaşlı İmam-ı Azam Osman, ibadet ederken sırtından hançerlenerek öldürüldü, oluşturduğunuz İslam dini öylesine çok mezhep ve tarikatlara bö­lündü ki, aralarında kardeşliğin ve dost­luğun izine rastlamak artık  ola­nak dışıdır.Ülkemizde de Süleymancılar ve Nurcular adını alan hizipler, birbirine hısım değil, hasımdırlar. Hizbullah adını alan gruplar, kendileri gibi olmayanları işkence ile öldürebilmek-tedirler. Bu tür cinayetleri de din adına yapıyorlar.

İslamı kabul etmiş (ya da kabul etmiş görünen) komşu iki ülkeden hiç birinin ötekisine iyi niyetle baktı­ğına bu­güne kadar kimse tanık olmadı. Oluşturduğunuz dini kabul etmiş görünen barış içinde iki komşu İslam ülkesine rast­lamak olanaksız.  Sizin yaşadığınız dünya’da,  otomobil, uçak, tren, elekt­rik, telefon, dürbün, televizyon bilgisayar keşfedilmemişti. İslamın akıl dini olduğu söylenmesine karşın, tüm bunları Hıristiyan dininden olan uluslardaki insanlar keşfettiler.  Bu­gün  renkli bir  fo­toğrafı, bir saniye içinde dünyanın öteki ucuna iletebili­yoruz. Dünyanın öteki ucunda neler olduğunu  odadaki televizyon dedikleri cam kutuda izleyebiliyoruz. Yapılandırdığınız dini kabul eden ülkele­rin hiç birinde, bu keşiflerden birini ortaya koymuş bir bilim adamına rastlayamazsınız. Eğer böyle biri varsa, o kendi ülkesinde değil,  Hıristiyan kavimlerin ülkesinde öylesi olanağa kavuşabilmiştir. İslam dinini kabul etmiş görünen ülkelerin hemen tümü, Sizin değiştirmeye çalış­tığınız ca­hiliye dönemini yaşamakta­dırlar. Böylesi geri kalmışlığın temelde iki nedeni olabilir. Birisi, Islam’ın sadece oruç tutmak namaz kıl­maktan ibaret olduğunun sanılması. İkincisi de, Islam’ın devlet yönetmeyi üst­lenmiş olması. Sizin zamanınızda bu olanaklıydı, çünkü, devletin işlevi sınırlıydı, karmaşık değildi. Oysa, bugün devlet çok yönlü, çok farklı, çok  çeşitli işlemlere göre değişik ge­lişmişlik düzeylerine ulaşmıştır. Üretim araçla­rının çeşitlenmesi, deniz aşırı ticaret ilişkilerinin doğuşu, savaşların ekonomik çıkarlar çatışmasından kaynaklan­ması,  devletin Sizin zamanınızdan çok farklı ve karma­şık görevler üstlenmesine neden olmuştur. Islam dünyası hala bu değişim ve gelişimin dışında yaşamını sürdür­mek­tedir.  O yüzden yenilikleri kendisi yaratamamak-ta,  Islam dışı ülkelerin yarattıklarını kullanmakla yetinmek­tedir.

Bugün birbiriyle savaşan iki Islam ülkesi, kullandıkları silahları, topları, tüfekleri, tankları, bombaları, Hıristiyan ülkelerinden satın almaktadır. İki Islam ülkesi birbiriyle savaşmasa, Hıristiyan ülkele­rinde gelişmiş  savaş sa­nayi iflas eder, çöker.. Size hiç kimse arz etmemiştir, Arab Yarımadasında  bir İslam ülkesi, komşu öteki İslam ülkesine hücum etmiş ve saldırıya uğrayan ülkesinin bireyleri, kendilerini kurtarmaya gelen “gavur” dedikleri Amerikan askerlerinin yere yatıp postallarını öpmüşlerdi. Televizyon denileni camlı kutuda bunu utanç duyarak seyrettik.  İnsanlara tebliğ ettiğiniz bu dinin insanları, bu denli küçülmeyi göze almamalıydılar. Eğer, bilime, özgür düşünceye, gayrete ve araştırmaya yönelselerdi, bu denli geri kalmazlardı.

Sizin varettiğiniz dinin kurallarına göre yaşadığımı söyleyemem. O yüzden Size karşı kusurluyum. Fakat, kutsal kitabın Asr Suresine özenle uymaya, haksızlık etmemeye, haksız gelir edinmemeye çalı­şıyorum. Savur­ganlıktan uzak yaşıyor, doğada canlı ya da cansız ne varsa seviyorum.

Asr Suresi, Kutsal kitabın en kısa, en özlü olanıdır: “İnsanlar hüs­ran içindedir; sabır ve iyilik öğütleyenler ha­riç”. Hiçbir din adamının bu güze­lim Sureyi anımsattığına, öğütlediğine tanık olma­dım. İyi ve sabırlı olmamızı değil,  bundan daha önemlisi bu iki erdemli kavramın kitleselleşmesi önerilmektedir.  Gü­zel olan da, doğru olan da budur. Bu Sure, kutsal kitabın özü ve özetidir.

Ya Muhammed, tebliğ ettiğiniz bu dinin ne durumlara düşü­rül­düğünü Size iletmeyi  görev biliyorum. İslam dininin amacından saptırılarak , şiddete, kine, hınca ve öfkeye dönüştürüldüğünü ilet­meyi görev biliyorum. Ne yazık ki, bu da Islam adına yapılmakta­dır. Oysa, Araf Suresi’nin 43.ayetinde,”göğüslerinizde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır” hükmüne rağmen, Cumhuriyete karşı  “bu hıncı, bu kini, bu nefreti gösterin” diyen belediye başkanı gibi yobazlar türemeye başladılar. Ülkesini işgal eden düşmanın savaş gemisine sığınarak gece yarısı firar eden kişinin, yer yüzünde Tanrı’nın vekili olduğu söylenen Halife ve aynı zamanda Padişah olduğunu da Siz’den sakladılar. Halife iken düşman gemisine sığınarak ülkesinden kaçan bu haini, hala aklamaya çalışan yobazlar grubu ortaya çıkmaya başladı. Onların, iki yüzlü, cahil ve de nankör olmaları, İslam ile bağdaşabilir mi?

Madı­mak otelinde 37  seçkin kişiyi, oluşturduğunuz din uğ­runa diri diri yakanların, bu dine saygısı olabilir mi? Ül­kemde yönetimin en üst katına tırmanmış olanlar,  emek dışı gelir sahibi olabilir mi, bu dine saygı duysalar? Yalan söylemeleri,  körpe çocuklarının olağa­nüstü servet sahibi olması, tebliğ erttiğiniz dinle bağdaşabilir mi? Afganistan’da cebinden oy pusulası çıkan kişinin burnunu ve kulağını kesmek, İslam ile bağdaşabilir mi? Kutsal kitap’ta Nahl Suresin’nin 30.ayetinde ön görülen, “güzel iş yapana güzellikler vardır” hükmü, ne yazık ki, İslam dünyasında umursanmaz oldu?

Sizin dünyamızı terk ettiğinizden çok kısa bir süre sonra eşiniz Ayşe ile damadınız Ali’nin bir biriyle savaşa tutuştuklarını, on binlerce kişinin canlarını yitirdiğini  Size söyleyen olmamıştır. 125 yıl sonra Arap ya­rımadasında iktidara gelen Emevi’lerin hü-kümdarı, Hişam bin Abdumelik’in başkaldıran İmam Zeyd’in cese­dini mezarından çıkarıp hurma ağacına astırdığını ve cesedi döv­dürdüğünü de Size ileten olmamıştır. İslam tarihinde bir ölü, yeni­den öldürülüyordu.

Ya Muhammed, ezan da okunmaz oldu. İslam dünyasında, “müezzin” denilen meslek erbabı da kalmadı. Şimdi Hıristiyan dünyasının keşfettiği adı Teyp olan küçücük kutu, “Ezan” ı nakletmektedir; İslam dünyasının “müezzin”i insan değil bu cansız kutudur. Elektrik kesilince de ezan nakledilmemekte! Üstelik kimileri, sokakta kal­dırımda Hıristiyan dünyasının keşfettiği o kutudan aktarılan nakli ezan’ı dinleyip evinden getir­diği pis kartonu yere sererek, namaz kılı­yor ve bunların sayısı da giderek artmakta. Kutsal kita­bın­daki, Müddessir Suresi’nin  4 ve 5.ayetlerinde “elbiseni temiz tut; pislikten kaçının” buyruğuna uygun mu bu sokak orta­sında tozlu kaldırımlarda kılınan namaz?

Size bu dilekçeyi arz eden kişi Ali Nejat Ölçen, öyle müste­şar ve başbakan gördü ki, devlet dairesinde  namaz kılarken, ma­kam odasının kapısını açık tutar ve kendisiyle birlikte namaz kılıp oruç tutanları maaş zammı ile ödüllendirirdi. Islam dini rüşvet aracı olarak kullanılır mı? Kullanılıyor. Kutsal kitap üzerine yemin etti­rilerek, bulgur, fasulya karşılığı oy dilenen, din bezir­ganı  siyasal partiler türedi. Onlardan kimileri, Hıristiyan dünyasının keşfettiği adı bilgisayar olan araçlarla, din ile kin arasındaki çelişkiyi sergilemekten geri kalmıyorlar.

Ülkemizde, altında dükkan ve çarşı olmayan cami kal­madı. İslam bir bakıma ticaretle iç içe, yan yanadır.  Ne kilise, ne havra ve sinagog’un altında çarşı, dükkan göre-mezsiniz. Onların kendi tapı­naklarına saygıları vardır. Ticaretle iç içe değildir onların tapınak­ları. Ülkemizde, camilerin çoğu, ticaretle ve siyasetle iç içedir. Camilere armağan edilen na­dide halıların kimlerin evine gittiğini de hiç kimse bilmiyor. Halıflex adında örtülerle kaplandı camilerimiz.

Tanrı’nın Yahudiler arasına kin ve düşmanlık soktuğunu kutsal kitabın bir ayetinde bildirmenize karşın, İsrail’de Museviler, çölü cennete çevirdiler. Avrupa ülkelerine limon, portakal, yumurta ihraç etmeye başladılar. Komşu olan İslam ülkesi Filistin’dekiler hala bedevi olarak yaşıyorlar. İsrail tanklarına taşla sopa ile karşı koymaya çalışıyorlar. Cahiliye döneminden bir adım ileri gidemediler. 

Ya Muhammed,

Hırıstiyanlık var oldukça, İslam’da var olmalıdır. Dünya barışı bunu gerektiriyor. İslam dünyası, eğer, bugünkü düzeyinden arınarak, iyiliğin, doğruluğun, gayretin, gerçekçiliğin ve bilimin, özgür düşüncenin,  1000 yıl önceki gibi temsilcisi olabilmeli, yasaklar ve günahlar dini olmaktan kurtarılmalı ve din adamları, “Teoloji” öğrenimi görenler arasından seçilmeli, hoş görüyü ilke kabul edebilmelidirler. Kutsal kitap’ta Fussilet Suresi’nin 34.ayeti de aslında bunu buyuruyor. İslam dünyası, insan ilişkilerinde, bilimde ve teknolojide, Batı dünyasının giderek gerisinde kalmayı sürdürürse, günün birinde kendisinin yok oluş sorunuyla karşılaşması  kaçınılmaz olacaktır. Dünya barışı,  sadece bir dinin egemenliğine bırakılamamalıdır.

Ya Muhammed,

bunları size arz eden bir din adamının var olabileceğini sanmıyorum. Ben, her türlü şeameti göze alarak gerçekleri Size sunmaya gereksinim duymaktayım.İslam dinini, meskenetten, cehaletten ve siyasetten, şiddetten , gösteriş ve çıkar aracı olmaktan kurtarmanızı niyaz ediyorum. En derin saygılarımla, karşınızda eğiliyorum.

Ali Nejat Ölçen.
« Son Düzenleme: 01 Haziran 2010, 21:46:25 Gönderen: sadece güler »

Çevrimdışı NİL

  • MOD
  • *
  • İleti: 3084
  • Üye Puanı 108
Ynt: HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE
« Yanıtla #1 : 01 Haziran 2010, 03:26:37 »
Mükemmel bir paylaşım.
 
Bence Güler arkadaşımızın bu paylaşımı ve Delikanlı arkadaşımızın İmam-ı Azam Ebu Hanife başlığı altındaki yazısı kilitlenmeli ve anasayfaya konmalı ki daha çok kişi faydalansın.
 
Teşekkürler arkadaşım...

sadece güler

  • Ziyaretçi
Ynt: HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE
« Yanıtla #2 : 01 Haziran 2010, 07:22:21 »
okuduğun için ben teşekkür ediyorum canım .  :dft009:

Çevrimdışı Delikanlı

  • Genel Moderatör
  • SÜPER MOD
  • *****
  • İleti: 4712
  • Üye Puanı 148
  • ÜZÜLME! ALLAH BİZİMLE...
Ynt: HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE
« Yanıtla #3 : 02 Haziran 2010, 10:13:12 »
Görev hepimizin.Dinimize lâyıkıyle sahip çıkalım.
GüZELİM DİNİMİZİN DİN BEZİRGANLARININ ELLERİNE TESLİM EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEYELİM.
İMAN İNSANI İNSAN EDER;BELKİ DE İNSANI SULTAN EDER

Çevrimiçi İsyankar

  • Moderatör
  • SÜPER MOD
  • *****
  • İleti: 4747
  • Üye Puanı 107
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE
« Yanıtla #4 : 02 Haziran 2010, 18:24:47 »
Teşekkürler Güler Hanım
Gülüşün bir rüzgardı senin
Kuşların kanadına binip giden
Kuşların uçma merakına
Senin rüzgarların neden

sadece güler

  • Ziyaretçi
Ynt: HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE
« Yanıtla #5 : 02 Haziran 2010, 19:14:27 »
okuduğunuz için ben teşekkür ediyorum arkadaşlar.  :dft009:
« Son Düzenleme: 02 Haziran 2010, 19:15:35 Gönderen: sadece güler »

Çevrimdışı mehmetbakım

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 34
  • Üye Puanı 1
  • Cinsiyet: Bay
  • İSİMSİZSEVDA.COM
Ynt: HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE
« Yanıtla #6 : 09 Ağustos 2010, 16:18:26 »
Bencede çok güzel bir paylaşım,insanlıgın öz degerlerini yitirdiği asrımızda yeniden insani degerlerimize ulaşabilmemiz ve gerçek medeniyet asrına ulaşmak için Hazreti MUHAMMED sav bizlere gösterdiği yolda yürümemiz ve asli degerlere sahip çıkmamız gerekir.
Güzel düşünen,güzel görür

sadece güler

  • Ziyaretçi
Ynt: HZ. MUHAMMED’E DİLEKÇE
« Yanıtla #7 : 10 Ağustos 2010, 09:51:08 »
teşekkür ediyorum .

Tags: